Bakım & Tedavi

Cinlerin insanlara musallat olmasının genel olarak beş nedeni vardır.

Hiçbir Cin Sebepsiz Yere İnsanlara Bulaşmaz.

1-Kendi istekleriyle: Cinler insan vücuduna kendi istekleriyle girebilirler. Bazı kişilerin bedenleri cinlerin girmesi için daha müsaittir. Bu onların doğuştan gelen bir durumudur. Mahallenizdeki cinci kimsenin bedeni, cinlerin rahat girmesi için elverişlidir. Bir takım kimselerin vücutları ise yaratılış olarak daha korunaklıdır. Bu insanın elinde olan bir şey değildir.

Ancak kıldığımız namaz, oruç, kur’an okuma, abdest ve özellikle gusül abdesti vücudumuza bu varlıkların girmesini zorlaştırır veya engeller. Fakat ibadetleri yerine getirmek içimize kesinlikle cin girmeyeceği anlamında değildir. Bunlar zaten uymakla zorunlu olduğumuz şeylerdir.

Mesela kadın bir cinin erkek bir insana veya erkek bir cinin kadın insana aşık olması durumunda, cinler kendi istekleriyle insan bedenine girebilirler. Çok rastlanan bir durumdur.

Şeytanın amacı, insanı Allah’tan uzaklaştırmak ve inkar ettirmek olduğundan, bu durumda da insanın içine girebilirler. O kişiye vesvese verip, dinini, imanını elinden almaya çalışırlar.

Şeytan, insan düşmanı olduğundan, o kimseye acı, elem, sıkıntı, huzursuzluk, korkutma, rahatsızlık vermek içinde kendi isteğiyle o kişiye girebilir.

Kadınlara musallat olur ki, kadının hamile kalamamısına veya düşük yapmasına neden olabilir. Ne yaparsanız yapın, o cinleri yakmadan kadın hamile kalamaz veya düşük yapar. Sorunun tıbbi olmaması lazımdır.

2-Büyücünün göndermesiyle: Büyü, büyücünün insan bedenine yani içine cinleri musallat etmesidir, sokmasıdır. Bu durumda cinler kendi istekleriyle değil bir başkasının yönlendirmesiyle kişiye musallat olurlar. en çok rastlanan durum budur.

Karşılaştığımız insanların vücutlarındaki cinlerin çoğu büyü yolu ile gönderilmiştir. Büyü ile gönderilen bu cinlere büyücü tarafından görev verildiğinden, insanlara zulmü, yaptırımı daha fazla olur. O cinlerle konuşulduğunda, sanki büyük iş yapmış gibi gururlanırlar, kibirlenirler. Biz görevimizi yapıyoruz derler, bedenden çıkmak istemezler, bizde onları Allah’ın izniyle yakarız ve insanda bu dertten kurtulur.

3-Cinleri, insanın çağırması, davet etmesiyle: Bazı kişiler cinlerle iletişime geçmeye çok meraklıdır. Onların bazı işleri yapacaklarına, onları kullanabileceklerine inanırlar. Bunun için çeşitli kitaplardan veya kulaktan dolma bilgilerle, birtakım çalışmalar yaparlar.

Eğer o kimsenin vücudu cinlerin kolayca girmesine elverişliyse, cin onun içine girer. fakat o andan itibaren o kişiye ruhsal, fiziksel ve uykularında sıkıntılar yaşatır. Çünkü hakimiyet cinin elindedir. O insana da hiç bir faydası olmaz. Bundan dolayı bu işlere merak salanların vazgeçmeleri uygun olur.

Bazıları da, birtakım malzemeler kullanarak, ruh çağırma yaparlar. Üç beş kişi toplanıp bir şeyin üzerine parmaklarını basarak, bazı kelimeler söylerler. Bir süre sonra kollarında bir uyuşma oluşur.

Bazen de sordukları sorulara cevap alabilirler. Konuştukları ben filancanın ruhuyum der. Aslında Onların içine giren cinler konuşmaktadır. Ruh çağırma diye bir şey yoktur, gelen de ruh değildir.

Ele, küreye, duvara, tarot kağıtlarına bakanlar, kahve falı, bilmem ne falına bakanlar, kesinlikle cinleri çağırmakta, onlarla iletişime geçmektedir. Siz onları bilemezsiniz. O kişilerin verdikleri bilgiler hep cinler tarafından söylenmektedir. Fala bakan da size söyler. Fal bakmak, baktırmak dinimizde hadislere göre yasaktır.

Bazı ritüellerde, bazı kelimeler defalarca tekrarlanır. Bunun neticesinde, beden değişime uğrar ve cinlerin insanın içine girmesine müsait hale gelir. Bundan dolayı anlamı bilinmeyen bu kelimeleri tekrarlamayınız.

Gene bazı ritüellerde, hayvan ve hayvan ürünleri yemek yasaklanmıştır. Sadece sebze yemeleri istenir. Yediğimiz besinlerin titreşimleri birbirinden farklıdır. Konumuz bu olmadığı için kısaca, sadece sebze yemekleri yiyenlerin vücut titreşimleri fazla olacağından, cinlerin girmesi daha kolay olacaktır. Bu nedenle hayvansal yiyeceklerde yemenin büyük faydası vardır.

4- Ne olduğu belli olmayan zikir ve evradların çekilmesi: Bazı kimseler, kaynağı belli olmayan zikir ve evradlar okurlar. Bunlar da iyi değildir. Kişinin amacı, sevap kazanmaktır ama bilmeden tehlikeye düşmektedir.

Bazı kitaplarda din alimlerinin adı kullanılarak, bilmem kim efendinin hazırladığı veya okuduğu zikirler şunlardır. Her derde devadır denilmektedir. Bunların kaynağı belli değildir. Onları okumak cin musallatına maruz bırakabilir.

5-Allah’u teala Kur’an’ı Kerim’de:   “Ve her kim rahman’ın uyarısına gözlerini kapatırsa, biz ona bir şeytan musallat ederiz ki, artık o ona arkadaş olur.” (Zuhruf;36)

Zikrin en iyisi Kur’an” kerim okumaktır. Kur’an okumaktan üstün zikir yoktur. Bir de “Lâ ilâhe İllâllah” zikri üstündür. Bunlardan başka, Resulallah (s.a.v) efendimizin okuduğu dua ve zikirleri çekmeliyiz bunların hiç bir sakıncası yoktur.

Cin ve şeytanların, insana musallat olmasının çeşitli nedenleri vardır.

  1. O insanın bedeninin, cinlerin girmesine müsait oluşu. Bu yaradılıştan gelen bir şeydir. Nasıl ki bazıları çok çabuk hastalanır, beden olarak narin ve zayıftır, kimisi güçlü kuvvetlidir. Bu bakımdan  her gün bir miktar Kur’an okumak veya dinlemek, namaz kılmak bedeni bu varlıklara karşı güçlendirir.
  2. Çok aşırı sevinmek veya üzülmek: Olaylar karşısında, çok sevinmemeli veya çok üzülmemeliyiz. Her iki durumda da bedenimiz bu varlıkların girmesine müsait hale gelir. Her şeyin Allah’tan olduğunu bilmeliyiz.
  3. Gusül abdesti almamak: Gusül abdesti, her ne kadar temizlik ise de, abdest alarak kendimizi manevi bir kalenin içine sokmuş oluruz. Nasıl ki dünyamızın etrafında, canlıları güneşten gelecek zararlı ışınlara karşı koruyan bir atmosfer tabakası varsa, abdest de bizleri korur.
  4. Allah’ı anmaktan uzak kalmak, gaflete düşmek: Her gün Allah’ı hatırlamalı, O’na karşı görevlerimizi, ibadetlerimizi elimizden geldiğince yerine getirmeliyiz. Allah’a sığınmalı, şükür etmeliyiz.
  5. Doğum yaptıktan sonra, loğusa kadınları yalnız bırakmamalıyız. ( 40 gün süresince beyler hanımlarından ayrı yatmamalıdır )
  6. Yatağa girdiğimizde, Fatiha, Ayet-el Kürsi, İhlas, Felak ve Nas surelerini, gücümüz yettiğince çok okumalıyız.
  7. Kur’an ve hadis olmayan metinleri kesinlikle okumayınız. Bunlar cin çağırmada kullanılan şeyler olabilir.
  8. Ruh çağırma seansları yapmayınız. Çağırdığınız ruh değil cinlerdir.
  9. Mümkün olduğu kadar namaz abdesti alarak geziniz.
  10. Bazı kitaplarda yazan, hüddam elde etme, cinleri çağırma adı altında verilen işlemleri kesinlikle uygulamayınız. Çok tehlikelidir. Güçlü bir şeytan musallat olursa ,ömür boyu sıkıntı çekersiniz.
  11. Büyücülük, cincilik yapan kimselerden uzak durunuz. Onun sizi tanıması ,görmesi yeterlidir. Siz farkında olmadan, cin musallat edebilir. Bu gibi kişilerden şifa beklemeyiniz.
  12. Banyoya ve tuvalete  içeri girmeden önce besmele çekiniz.
  13. Biliyorsanız, her gün biraz Kur’an okuyunuz. Bilmiyorsanız dinleyiniz.

CİNLİ” ve “BÜYÜLÜ” Olduğu İfade Edilen Hastalardaki Belirtiler “Çarpılmış” diye karşımıza getirilen hastaların gösterdiği semptomlar ile “büyü”lü olduğu ifade edilen hastalarda görülen belirtiler tıpatıp aynı değildir.

“Büyü” hikayesi ile gelen hastalarda yukarıdaki şikayetlerden bir kısmı, ama daha az yoğunlukta olmak üzere görülebilir.
Bu hastalarda, ön planda görülen önemli bir özellik, hastanın alışılmış olduğu işlerini yeterince yapabilme yönünde iradelerini kullanamamasıdır.
Bunlar da, “çarpıldığı söylenen hastalar” gibi, önceden ibadet ediyorlarsa, artık bunda çok zorlandıklarını söylerler.

Bir süre, okunduklarında rahatladıklarını, ama kendileri de, başkaları da okusa, okuma esnasında önce çok sıkıntı hissettiklerini, sonra rahatladıklarını söylerler.

Eşine karşı isteksizlik, çoğunda had safhadadır. Anlamsız yere ortaya çıkan ayrılma isteği ve ısrarları ile, kadınlarda eşine karşı cinsel isteksizlik, erkeklerde hanımına karşı başarısızlık. Ancak, çoğu zaman, erkekler kendi hanımlarına karşı oluşan başarısızlığın başka kadınlar için söz konusu olmadığını ifade ederler.

Kadınların, evde duramama, eve girince sıkıntı basması, evin bazı bölümlerinde, boğulur gibi olma, özelikle yatak odasına girdikleri zaman, dayanılamayacak bir sıkıntı bastığını söylerler.
Yukarıdaki görüntü ve sesler, bunlarda da görülse de daha hafif şiddettedir.
“Büyülü” diye gelen hastaların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşur.

Bu tür vakalarda, algılanan sesler, görüntüler, özellik arz eden uyku bozuklukları, korkular, ağrı ve dokunma hisleri, bayılma ve kasılmalar, eşleri ile ilgili şikayetler ve dini etkinliklerle ilgili yakınmalar dikkat çeker.Bu hastalar üzerindeki gözlemlerimiz onların farklı belirtiler gösterdikleri yönünde.

Hastada görülen belirtiler onun hastalığı derecesinde hafif ya da ağır olabilir.Belirtilerin her birinin özelliklerini ayrı ayrı incelediğimizde ise şunları görürüz;

Sesler;

Hastayı tehdit eden ya da hastayı bir şey yapmaya yönlendiren sesler,
İntihar etmesi gerektiğini ya da çocuğu gibi, eşi gibi bir yakınına zarar vermesini isteyen sesler,

Bazen annesinin ya da bir yakınının çağırma sesi,
Ölmüş birinin kendisine hitap eden sesi,

hakkında birilerinin konuşma sesleri,
Seslerin bazen dışarıdan, bazen vücut içinden geliyor gibi hissedilmesi,

Bazen hışırtı, bazen ıslık, bazen de rüzgar sesi gibi sesler duyulması,
Hastanın, sesini duyduğu varlıklarla diyalog kurabilmesi

 

Görüntüler;

Hastaya, annesi, babası, kardeşi ya da kocası görünümünde görüntüler. Bazen de, gerçek yakını ile görüntünün hangisinin sahici olduğunu karıştırması,
Yakınlarının yüzü değişmiş, kötü, korkunç ve itici görünmesi,

Daha çok gece bazen de ibadet esnasında gelen cinsel içerikli görüntüler,
Bazılarının algıladıkları bu görüntülerle cinsel haz yaşamaları, kimilerinin de bundan derin bir nefret ve suçluluk duyması,

Yalnız oldukları zamanlarda; yılan başlı yaratıklar, siyah köpek, fare, ters ayaklı, tüylü, kıllı küçük insan şeklinde varlıklar, ışıklı renkli görüntüler, asılı iplikler, dumansı ya da karaltı tarzında görüntüler

 

Uykusuzluk;

İlaçların etkilemekte zorlandığı uykusuzluk,
Uykunun çok geç gelmesi, bazen sabah ezanına kadar uyuyamama,

Hastanın uyku, uyanıklık arası gelen korkunç görüntülerden dolayı korkması ve uykuya geçememesi.
Özellikli Korku ve Sıkıntı
Sürekli bir tedirginlik ve korku hali içende olmaları,

Yakınlarının yanında artan sıkıntı,
Yalnız kaldığında da artan ses ve görüntülerden dolayı oluşan korku,

Aynaya bakamama, banyoda gözünü yummaktan korkma ve aşırı sıkıntı,
Yanında kurandan bir ayet okundugunda rahatsız olma

 

Belirtilerde Bazı Ortak Yönler

Bu tür hastalarda görülen belirtiler genellikle günün belli saatlerinde ya da vakitlerinde, bazen de haftanın belli günlerinde ortaya çıkma şeklinde periyotlar gösterebilir.

Bu periyotlar esnasında görülen tablolar ağırlıklı olarak, psikoz, epilepsi, histeri gibi görünmesine rağmen, periyot dışından özelikle psikoz-şizofren gibi görüntü veren tabloların hemen hemen tamamen normalleştiği müşahede edilir.
Görüntü ve seslerin belli zamanlarda kesilmesi, hasta tarafından kritik edilmesi, sonra yine tekrarlanması söz konusudur.
Hastanın algıladığı ses ya da görüntülerle, hasta vasıtasıyla diyalog kurulması mümkün olabilmektedir.

Bazı hastalarda hasta yakınlarının anlattıkları ve hastada gözlediğimiz belirtiler aynı anda çok şeyi düşündürecek nitelikte olabiliyor. Bu da hastalığı tanımlamakta zorlanmamıza sebep olur.
Psikoz düşündürebilecek vakalarda görme ya da işitme algılamaları dışında diğer psikotik belirtilerin bulunmayışı dikkat çekicidir.

 

Eşler Arası Şikayetler:

Daha çok kadınlarda olmak üzere, evli olan hastalarda eşlerine karşı çelişkili tavırlar,
Eşleri yanlarında yokken, onları arzulamaları, eve geldiklerinde ise sıkıntı duyma,

Evde değilken eşlerini arzulamaları, eve geldiklerinde birlikte olmaktan nefret etme.
Dini Etkinliklerle İlgili Belirtiler
Önceden ibadet eden hastaların, ibadete karşı arzu duymalarına rağmen yapamamaları,

Kur’an ve dua okuyabilen kişilerin bu algılamaların başlaması dua edememe, Kur’an okuyamama, yanında okunurken çok sıkılmaları hatta okunmasına mani olmaya çalışmaları,
Bazılarında ise bu okumalar esnasında aşırı tepki ve sıkıntı olmasına rağmen, okumalardan rahatsız olma.

 

Diğer belli başlı belirtiler:

Kişideki Aşık Cin Belirtileri;

– Kişi evlenmeyi düşünmez

– Karşı cinse nedensiz ilgisi olmaz

– Yanlız kalmayı sever

– Banyo ve tuvalete uzun zaman geçirir

– Aynada çok bakılır

– Bazen uyumadan makiyajlanır ( kadınlar)

– Çok çabuk sinirlenir.

– Kalabalık yerlerde kriz veya baygınlık geçirir ( toplantı,düğün,…)

– İstemeye gelenleri nedensiz geri çevirir , geri çevirdikten sonra rahatlar.

– Cinsel rüyalar…, rüyasında evlenir ,kilisede veya başka bir yerde evlenir…

– Güzel kokulardan nefret eder.

– Namaz ve zikir yapmakta zorlanır.

– Bedende mavi yaralar oluşur.

– Uykuda kısa süreli felç geçirmek.

– Midde bulantısı,göğüsün sıkışması, eşinden nefret etmek,eşinin uzak olmasını istemesi

  1. Sebepsiz baş ağrıları.
  2. ibadet etmekle ve Allah’ı zikirde zorlanma.
  3. Beyin yorgunluğu.
  4. Kasılma ve sinirlenme.
  5. Tembellik.
  6. Herhangi bir uzuvda, doktorların sebep bulamadığı bir ağrı veya sancı.

– Uzun süre sağa sola döner, uyumaz. Ancak iyice dinlendikten sonra uyuyabilir.

– Sebepsiz yere üzülür, gece boyunca sıkılır.

– Bazı insanları gördüğünde, onlardan çok sıkılır. Sanki bir yerden yardım beklerde, o yardımı da göremez.

– Çok korkunç rüyalar görür.

– Rüyasında kedi, köpek, kurt, tilki, aslan, inek ve fare gibi hayvanlar görür.

– Uykuda şuursuz olur.

– Yüksek bir yerden düşüyormuş gibi olur.

– Rüyasında kendini kabirde, pis yerlerde, korkunç yollarda görür.

– Garip insanlar görür. Örneğin, siyah çok kısa veya çok uzun boylu gibi bazen de sıgara dumanı andıran goruntuler gorur

– Göğsünde daralama boğulma hissi

-Kalbinde çarpinti .sıkışma

Bu tür vakalarda, algılanan sesler, görüntüler, özellik arz eden uyku bozuklukları, korkular, ağrı ve dokunma hisleri, bayılma ve kasılmalar, eşleri ile ilgili şikayetler ve dini etkinliklerle ilgili yakınmalar dikkat çeker.
Bu hastalar üzerindeki gözlemlerimiz onların farklı belirtiler gösterdikleri yönünde.
Hastada görülen belirtiler onun hastalığı derecesinde hafif ya da ağır olabilir.
Belirtilerin her birinin özelliklerini ayrı ayrı incelediğimizde ise şunları görürüz;